5 Mart 2012 Pazartesi

2.Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı Öğretici Metinleri

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatı Öğretici Metinleri

Tanzimat edebiyatında gazetelerle birlikte öğretici metinler yapı değiştirmiş, Batılı öğretici metinler edebiyatımıza kazandırılmıştır.

Tanzimat döneminde Şinasi, Namık Kemal'le başlayan gazetecilik çok gelişmiş ve gazete etkili bir iletişim aracı olmuştur. Bu gazetelerde makale, fıkra, deneme, tenkit gibi öğretici metinlere de yer verilir.
Ayrıca anı, günlük, mektup gibi türler Tanzimat' la birlikte önem kazanmış ve Batılı bir hüviyete bürünmüştür. Şunu da unutmamak gerekir ki bu dönemin bir çok edebi türünde öğreticilik hakimdir.

Bu dönem öğretici metinlerin genel özellikleri:

- Toplumsal konulara ve sorunlara yer verilmiştir.
- Hürriyet, eşitlik, kanun, bilim ve teknikle ilgili Batılı kavramlar konu olarak işlenmiştir.
- "Sanat, toplum içindir." anlayışı benimsenmiştir.
- Öğretici metinler toplum için, toplumun anlayacağı bir dille yazılmıştır.
- Tanzimat Dönemi Edebiyatı öğretici metinlerinde ikilik yani eski-yeni, yerli-Batılı çatışması temada, dilde (Arapça, Farsça kelime ve kavramlarla-yeni kavramlar) ifade biçimlerinde varlığını hissettirmiştir.

Tanzimat Dönemi Türk Edebiyatında belli başlı öğretici türler şunlardır:

1. MAKALE

Tanzimat Dönemi'nde gazete ile birlikte edebiyatımıza girmiştir.
•Tercüman-ı Ahval Mukaddimesi: İlk makale sayılır. Bu makale Şinasi tarafından yazılmıştır.
•Lisan-ı Osmanînin Edebiyatı Hakkında Bazı Mülahazâtı Şâmildir: Namık Kemal'in Tasvir-i Efkâr gazetesinde yayımlanan bu makalesinin Milli Edebiyat Dönemindeki dil anlayışını belirleyecek düzeyde bir içeriği vardır. Edebiyatın gerçek sorunları ilk kez dile getirilmiştir. Dil sadeleştirilmelidir, somutlaştırılmalıdır. Divan edebiyatı somut gerçekliği yansıtmaz görüşünü savunmuştur.
•Şiir ve İnşa: Ziya Paşa tarafından Hürriyet gazetesinde yayınlanmıştır. Ulusal değerlere yönelmeli, halkın anlayabileceği bir dil kullanılmalıdır.

2. ELEŞTİRİ

Eleştiri türü edebiyatımıza Tanzimat'la birlikte geldi diyemeyiz. Tanzimat öncesinde de eleştiri türü vardır; ancak Batılı anlamdaki eleştiri Tanzimat'la birlikte gelmiştir. Ziya Paşa Şiir ve İnşa adlı makalesinde eski edebiyatı eleştirir. Ancak daha sonraki "Harabat" adlı eserinin önsözünde "Şiir ve İnşa"daki görüşlerini reddeder.
Namık Kemal, Ziya Paşa'nın "Harabat" adlı eserini eleştirmek için "Tahrib-i Harabat"ı yazar. Daha sonrasında da Takip'i yazar.

Eski-Yeni Tartışması (Muallim Naci-Recaizade Mahmut Ekrem):
Servet-i Fünûn Edebiyatının doğmasında Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem arasındaki eski-yeni tartışması çok önemli bir rol oynamıştır.
Muallim Naci Divan Edebiyatına karşı daha ılımlı davranıyordu. Yeni edebiyata geçişin yavaş ve doğal bir süreçte olması gerektiğini savunuyordu. Yeniye kendini tamamıyla kapatmamış ancak yeniye karşı hoşgörülü davranan sanatçıları eleştirmekten de geri kalmıyordu. Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan'ın edebiyatta "biçimi" ve "sağlam üslubu" pek umursamayan yaklaşımlarını eleştiriyordu.
Onun karşısında ise yeni edebiyatın kesin ve sert bir savunucusu olarak görülen Recaizade Mahmut Ekrem vardı. Recaizade Mahmut Ekrem ise Naci'nin şiirlerini sadece estetiği öne çıkardığı gerekçesiyle ağır şekilde eleştiriyordu.
Bu tartışmada her ikisinin de etrafında geniş birer halka oluşmuştu. Muallim Naci ve eski edebiyata dair köklü bilgisiyle "üstad" olarak görülen Recaizade Mahmut Ekrem sanatın ne olduğu konusundaki dikkate değer fikirleriyle çevrelerini etkileri altında tutuyorlardı.
Eski edebiyat savunucularının yayın organları; Hazine-i Fünûn, Resimli Gazete, Musavver malûmat, Musavver Fen ve Edeb, İrtika gibi dergi ve gazetelerde Servet-i Fünûn'a karşı sert eleştiriler yönelttiler.
Yeni edebiyat savunucularının yayın organları ise Servet-i Fünun dergisi olmuştur. Recaizade Mahmut Ekrem ve Muallim Naci arasındaki eski-yeni çekişmesi Servet-i Fünûn edebiyatının doğmasını sağlamıştır.


3. HATIRA (ANI)

Bir kişinin yaşadığı ya da tanık olduğu olayları, sanat değeri taşıyan bir üslupla anlattığı yazılardır. Anıların değeri aslında, onu yazan kişiye göre değişir. Şüphesiz herkes anı yazabilir. Ancak sıradan bir kişinin yazdığı anılarla bir sanatçının ya da devlet büyüğünün yazdığı anılar aynı düzeyde değildir.
Hatıra, Tanzimat döneminde edebiyatımızda görülmeye başlanan bir yazı türü değildir. Bu dönemden önceki zamanlarda da hatıralar yazılmıştır. Düzyazı eski edebiyatımızda geri planda kaldığından hatıra da pek öne çıkmamıştır.
Tanzimat döneminden itibaren öne çıkmaya başlamış, sanatçılar anılarını yazma yoluna gitmiştir. Tanzimat döneminde Akif Paşa (Tabsıra), Namık Kemal (Magosa Hatıraları), Ziya Paşa (Defter-i Amal), Muallim Naci (Ömer'in Çocukluğu) anı türünde kalem oynatmıştır. Tanzimat döneminden sonra da edebiyatımızda edebiyatçılar anılarını yazmaya devam etmişler, hatta anılarını kitaplarda toplamışlardır.
Namık Kemal - Magosa Hatıraları
Ziya Paşa - Defter-i Amal
Muallim Naci - Ömer'in Çocukluğu
Akif Paşa - Tabsıra

4. GEZİ YAZISI

Daha önceleri de var olan bu türde eserler verilmiştir. En önemlileri Seydi Ali Reis'in Mir'at-ül Memalik ve Evliya Çelebi'nin Seyahatname'sidir.
Bu dönemde devlet adamları ve sanatçılar yurt dışına gönderilmişlerdir. Batı'ya gönderilen bu kişiler orada gördüklerin, Avrupa şehirlerindeki gözlemlerini yazmışlardır.
Ahmet Mithat Efendi- Avrupa'da Bir Cevelan, Sayyadane Bir Cevelan
Namık Kemal ve Ziya Paşa'nın bu türde yazıları vardır.

5. MEKTUP

Tanzimat Döneminde oldukça gelişmiştir. Sadece haber alma, hal-hatır sorma görevinin haricinde düşünce alışverişi edebi konuları değerlendirmesi tartışma görevini de üstlenmiştir.
Sürgün hayatı (Namık Kemal), elçilik görevi( A. Hamit Tarhan) gibi sebeplerle mektup yazılmıştır.
İlk örneğini Akif Paşa vermiştir.
Namık Kemal -Namık Kemal'in Hususi Mektupları
Abdülhak Hamit Tarhan - Mektuplar
Ahmet Mithat Efendi- Muallim Naci - Muhaberat ve Muhaverat
Ziya Paşa- Limni ve Malta Mektupları
Namık Kemal -Recaizade Mahmut Ekrem
Ahdülhak Hamit Tarhan- Sami Paşazade Sezai
Muallim Naci- Ahmet Mithat Efendi
Muallim Naci- Beşir Fuat

1- Tanzimat Dönemi Edebiyatının Oluşumu

Tanzimat Dönemi Edebiyatının Oluşumu

Tanzimat Edebiyatı, bir kültür ve siyasi hareketin sonucu olarak ortaya çıkmış bir edebi akımdır. 3 Kasım 1839'da Reşit Paşa tarafından ilan edilen ve Gülhane Hattı Hümayunu da denilen yenileşme beratının yürürlüğe konmuş olmasından doğmuştur. Bu olay daha sonraları Tanzimat Fermanı olarak adlandırılacak,gerek siyasi alanda gerek edebi ve gerekse toplumsal hayatta batıya yönelmenin resmi bir belgesi sayılacaktır. Edebiyat Tarihçilerimizde 1839 yılını Tanzimat edebiyatının başlangıcı olarak kabul edeceklerdir.

Amacı, metot bakımından Batılı, öz ve ruh bakımından milli bir edebiyat yaratmaktır.
Türk toplumundaki esaslı değişmeleri , fikir ve yenilik hareketlerini yansıtır.
Bu dönem edebiyatı üç dönemde incelenir:
a) Hazırlık dönemi (1839-1860) :Bu dönem şiirlerinde üzerinde halk edebiyatı etkileri görülür. Batı'dan çeviriler dikkat çeker (Akif Paşa, Sadullah Paşa, Müfit Paşa, Yusuf Kamil Paşa dönemin önemli isimleridir).
Özellikle Fransız Edebiyatı'ndan şiir, hikaye ve roman çevirilerinin yapıldığı bir geçiş dönemidir. Divan Edebiyatı ile Tanzimat Edebiyatı arasında bir köprü gibidir.
Devlet eliyle çıkarılan ilk Türk gazetesi olan TAKVİM-İ VAKAYİ bu dönemde çıkarılır.
Bu dönemde Yusuf Kamil Paşa'nın Fenelon'dan çevirdiği Telemak ilk çeviri romanımızdır.
b)1.Dönem Tanzimat Edebiyatı (1860-1877): 1860'ta Tercüman-ı Ahval gazetesinin yayımlanmasıyla başlar, 1877'ye kadar sürer. 1877'de II.Abdulhamit'in Meşrutiyet Meclisi'nin çalışmalarını durdurmasıyla sona erer.
c) 2.Dönem Tanzimat Edebiyatı (1877-1895): 1877'den başlar, 1895 yıllarına  kadar sürer.

BİRİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATI ÖZELLİKLERİ

I. Dönem Tanzimat Edebiyatı (1860-1877) Özellikleri:
1."Toplum için sanat" anlayışı benimsenmiştir.Sanat, toplumun Batılılaşması için bir araç olarak kullanılmıştır.
2. Eserlerin halkın anlayabileceği sade bir dille yazılması amaçlanmıştır.
3. Divan edebiyatının süslü-sanatlı düz yazısı yerine, belli bir düşünceyi iletmeyi amaçlayan yeni bir düzyazı geliştirilmiştir; ilk kez noktalama işareti kullanılmıştır.
4. Şiirde yeni konular (yurt, ulus, özgürlük, insan hakları...)işlenmiştir. Biçim bakımından Divan edebiyatına bağlılık sürmüş; gazel, kaside, murabba, terkib-i bend gibi nazım biçimleri kullanılmıştır.
5. Tanzimat sanatçıları, Fransız edebiyatını örnek almışlar; klasisizmin ve romantizmin etkisinde kalmışlardır. * Klasizim (Şinasi, Ahmet Vefik Paşa), romantizm (Namık Kemal, Ahmet Mithat Efendi)
6. İlk örnekleri bu dönemde görülen roman, teknik yönden zayıf ve kusurludur. Romanlarda Batılılaşmanın yanlış anlaşılması, aile sarsıntıları, köle ticareti gibi konular işlenmiştir.
7. Tanzimat tiyatrosu, sahne dili ve tekniği açısından başarılıdır. Tiyatro, halkı eğitmek için bir okul gibi düşünülmüştür.
8. Tanzimat edebiyatı, batı etkisindeki Türk Edebiyatı'nın ilk durağı olmasından ötürü, Batı edebiyatı türlerinin ilk örnekleri bu dönemde verilmiştir. Bu dönem edebiyatı bir "ilk"ler edebiyatıdır.

İKİNCİ DÖNEM TANZİMAT EDEBİYATININ ÖZELLİKLERİ

II. Dönem Tanzimat Edebiyatı (1877-1895) Özellikleri:
Bu dönemin, 1.Meşrutiyet Meclisi'nin 1877'de, Osmanlı- Rus savaşı gerekçe gösterilerek kapatılmasıyla başlayan baskıcı yönetimi vardır. Bu durum sanat ve edebiyatı da etkilemiştir.

1. Bu dönemde toplum sorunlarından uzaklaşılmış, 'sanat için sanat' ilkesi benimsenmiştir.
2 . Dilde sadeleşme çabası bırakılmıştır. Dil oldukça ağırlaştırılmıştır.
3. Batı edebiyatı türlerinde ürünler verilmiş, sanatçılar daha da ustalaşmıştır.
4. Şiirin konusu genişletilmiş, bireysel konulara dönülmüştür. Ayrıca biçimsel yenilikler getirilmiştir. Recaizâde Mahmut Ekrem, özellikle Abdülhak Hamit'in eserlerinde bu açıkça görülmektedir.
5. Romanda realizmin etkisi görülmüş, ilk realist roman bu dönemde yazılmıştır. Realizm ve natüralizm baskın akımlar olarak göze çarpar.
6. Tiyatro önemini yitirmiş, sahne dil ve tekniği açısından başarısız eserler yazılmış. Tiyatro eserleri oynanmak için değil okunmak için yazılmıştır.